Soru 1
Atatürk dönemi dış politikasında 'gerçekçilik' ilkesi, genellikle uluslararası ilişkilerde somut koşulların ve güç dengelerinin dikkate alınmasını ifade eder. Buna göre, aşağıdaki durumlardan hangisi doğrudan bu ilkenin bir uygulaması olarak değerlendirilebilir?
- A
Türkiye'nin 1932'de Milletler Cemiyeti'ne üye olması, çünkü bu üyelik uluslararası arenada tanınma ve barışçıl ilişkiler kurma amacıyla, dönemin koşullarına uygun bir adımdı
- B
Türkiye'nin 1923'te Lozan Antlaşması'nı imzalayarak bağımsızlığını tüm dünyaya kabul ettirmesi, çünkü bu antlaşma milli sınırları güvence altına almayı hedefliyordu
- C
Türkiye'nin 1934'te Balkan Antantı'nı kurması, çünkü bu ittifak bölgesel güvenlik ihtiyaçlarına yönelikti ve komşu devletlerle işbirliğini artırdı
- Doğru cevap
Türkiye'nin 1936'da Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni imzalayarak Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini elde etmesi, çünkü bu dünya siyasetindeki değişimler (örneğin İtalya'nın yayılmacı politikası) göz önünde bulundurularak yapıldı
- E
Türkiye'nin 1939'da Hatay'ın anavatana katılması için diplomatik çabalar göstermesi, çünkü bu milli menfaatlere dayalı bir talepti
Çözüm
Gerçekçilik ilkesi, uluslararası gelişmeleri ve güç dengelerini analiz ederek pratik adımlar atmayı gerektirir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936), bu ilkenin tipik bir örneğidir: Türkiye, İtalya'nın Akdeniz'deki yayılmacı politikası ve dünyada silahlanma artışı gibi somut koşulları değerlendirerek, Lozan'daki kısıtlayıcı hükümleri değiştirmiş ve Boğazlar üzerinde tam egemenlik sağlamıştır. Diğer seçeneklerdeki olaylar da önemli olsa da, Montrö özellikle dış politikanın değişen koşullara uyum sağlaması açısından belirgin bir gerçekçilik örneğidir. Örneğin, Milletler Cemiyeti üyeliği daha çok barışçıllık, Balkan Antantı bölgesel işbirliği, Hatay ise milli menfaatlerle ilgilidir.